Heryerde kurukafalar, eglence dorukta

Trip Start Aug 09, 2013
1
82
97
Trip End May 09, 2014


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow
Where I stayed
The House Project

Flag of Peru  , Provincia de Lima,
Saturday, October 26, 2013

Bugun Lima'nin tarihi sehir gunu. Sabah kahvaltimizi edip ciktik yola. Ilk is metrobus duragina gitmek. (Emre icin ise gider gibi oldu biraz) Ana caddede yuruyup merdivenlerle asagiya iniyoruz. Once metrobus kartini aldik, sonra gisedeki kiza biraz ispanyolca, biraz da ingilizce gidecegimiz yeri anlatip, karti doldurduk. Metrobuse binmek icin haziriz. Her durakta , bizimkinden farkli olarak, kapali bir bekleme yeri var. Otobus tam kapali alanin kapilarinin onunde duruyor. 4 ayri guzergahtan kendi gidecegimiz yeri secip bekliyoruz. Burada metrobus bir nevi metro gibi, bircok farkli hat var.

Gelen otobus kalabalik ama Istanbul'dakilerin yaninda bos bile sayilabilir. Istanbul'da metrobuse binmis olmanin getirdigi atik ve kivrak hareketlerle kendimizi iceri atiyoruz. Artik tek derdimiz dogru duragi bulup inebilmek. Bizim E5'e benzer bir yoldan ilerliyoruz. Sonra yol ikiye ayrildi ve hooop bir anda sehir merkezine geldik. Uygun bir durakta iniyoruz ve etrafimiza bakinca goruyoruz ki bizimle birlikte metrobusten bircok turist de inmis. Demekki herkes ayni yontemle gelmis.

Rehberimiz Emre'nin hazirladigi rotaya gore eski sehri gezmeye basladik. Once sokaklar, meydanlar derken Guney Amerika sehirlerinin olmazsa olmazi Katedral'e girdik. Katedral'e girmek parali, ustelik bir de baspiskoposun evi de bilete dahil. Once Katedralle basliyoruz gezmeye. Her zamanki gibi ihtisamli, altinlarla suslenmis bir Guney Amerika kilisesine benziyor (fakat Quito'daki kadar cok altin kullanmamislar, en azindan tavanlar altin diil). Fakat bu kilisenin digerlerinden cok onemli bir farki var, kilisenin altinda mezarlar bulunmus. Eskiden Lima'da kilisenin bakimini belli is kollari ustleniyormus. O iskollarinin ileri gelenlerini de aileleriyle birlikte kilisenin altina gommusler. Mesela ayakkabicilarin ustlendigi sapele girdik dosemenin camla kapatilmis kisminda kiyafetleriyle birlikte gayet ailece yattiklarini gorduk.

Kilisenin altinda bunlarin haricinde de mezarlar var. Kilise restore edilirken yapilan calismalarda neden oldukleri belli olmayan 40-50 cocuk cesedi bulmuslar. Daracik merdivenlerden kilisenin altina indigimizde bunlari ve nerden geldigi belli olmayan kurukafalari da gorduk.(Boyle yazinca cok korkunc geliyor ama gezerken onlar bizim icin sergi unsuru oldular. Ustelik bu sadece bir baslangic. Lima, kurukafalar sehri!!!)

Kiliseyi epey gezdikten sonra yandaki Piskoposun evine geciyoruz. Alt kat genelde kiyafetleri ve kilise ile ilgili esyalari sergiledikleri odalardan olusuyor. Ust katta ise su andaki piskoposun ve gecmisteki diger piskoposlarin oturduklari, calistiklari ve dinlendikleri odalar var. Sik dosemis olmalarina ragmen biraz ickarartici. (insan bunalima girer valla). Evin en guzel tarafi orta galerinin uzerindeki cam tavani. Orta galeri cok aydinlik, merdiven ihtisamli. Merdivenin arkasindaki iseyen cocuk heykeli ise biraz alakasiz olmus dogrusu.

Tekrar meydana cikiyoruz. Sirada baska bir kilise ve meydan var. Once kilisenin yerini sasirdik, baska bir binaya girdik. Yanlislikla girdigimiz bina Gurme Muzesi cikmasin mi!!! Planlarimiz icinde olmadigi icin muzeden cikip kiliseye dogru ilerledik ama aklimiz Gurme muzesinde kaldi. Kiliseye de gittik baktik ki yine bilet almamiz gerekiyor, cok da farkli diil yani digerinden. Boyle olunca kilisenin kenarindan soyle bir dolanip geri donduk. Bir gune bu kadar kilise yeter de artar bile.

Gurme muzesi cok eglenceliydi. Muzede cesit cesit yemeklerden ornekler var (maalesef maket seklinde) ve nasil yapildiklari detayli sekilde aciklanmis. Ornegin pacamama yonteminde isittiklari taslari kuyunun icine koyuyorlar uzerine tas, patates ve cesitli sebzeler, en uste de et koyup toprakla kapatiyorlar.(ay dusuncesi bile insanin azinda bir sulanma yapiyor) O etler taslarin sicagi ile birlikte lime lime olana kadar toprak altinda pisiyorlar.(Ne kadan da sahane) Diger tarafta yemek yaparken kullanilan aletler ve kocaman bir peru haritasi uzerinde perunun hangi kesimlerinde neler oldugunu anlatmislar. Peru mutfagi gercekten cok genis. Deniz kenarindaki bolgelerde cesit cesit ceviche yapiliyor. Hatta bizim Kolombiyada yedigimiz ceviche'nin anavatani burasi. Perunun daglik bolgelerinde ise bizde sadece birkac cesit olan patatesten ve misirdan 3000 cesit var. Ayrica buraya ozgu bir bitki olan 'kinoa'nin ise her rengini bulmak mumkun. Kinoa ince bulgura benzese de bugday ailesinden degil, sacakli bir bitkinin tohumlari gibi. Bitkilerin bu kadar cesitlenmesinin nedeni ise Inkalarin tarimciliktaki basarisi ile aciklaniyor. Inkalar teraslama yontemiyle ekim yapiyorlar. Her biri farkli yukseklikteki bu teraslarin hepsinde ayni bitkinin farkli bir tipi yetisiyor. Ornegin yuksek teraslarda kirmizi ve buyuk patates yetisirken, daha alcak teraslarda sari ve kucuk patates yetisiyor. Bu bitkilerle de cesit cesit, etli etsiz yemekler yapiliyor. Muzenin sonunda da ozellikle kinoa olan cesitli tarifler var. Tek eksik muzenin icinde bir lokanta dusunulmemis olmasi. O kadar yemek gordukten sonra karnimiz acikti ve birseler yemek istedik ama olmadiiiii.

Gurme muzesinde gozumuzu yemeklerle doyurduktan sonra gezmeye devam ediyoruz. Sirada yeni meydanlar, sokaklar ve kurukafalar var. Lima katedralinin alti 40.000 kisinin mezari olmus. Lima'da insanlari eskiden gelenek olarak katedralin altina gomuyorlarmis. Sonra, sehir kalabaliklastikca bu durumdan vazgecip normal bildigimiz mezarliklari kullanmislar.

Burayi gezmek icin tur almak zorundayiz. Rehberimiz once bize katedralin icindeki dunyanin en eski kutuphanelerinden birine goturuyor. Foto cekmek yasak (niyeyse). Kutuphane dekorasyonu ile cok guzel olmasinin yanisira(avizeler ozellikle etkileyici) guney Amerika tarihine de evsahipligi yapiyor. Cesitli boylarda ve dillerde yuzlerce kitap raflari susluyor. İclerinden bazilari insan boyutunu asmis, nerdeyse kucuk bir cocukla ayni boyutta. İcindeki harfler de ayni sekilde devasa. Bunun nedenini ogrenmek icin ust kata cikiyoruz. İlahi soylenen, dini konusmalarin da yapildigi odadayiz simdi. U seklinde siralanmis koltuklar, rahiplerin dini bir toplantida saatlerce ayakta kalacaklari dusunulerek tasarlanmis. (Ayakta durduklarinda bile koltukta popolarini koyacaklari bir set var). U'nun tam ortasinda da devasa bir ilahi kitabi var ki etraftaki rahiplerin hepsi ilahiyi okurken ordan takipedebilsin. (Yaa iste bu yuzden kitaplari kocaman yapivermisler)

Bir sonraki odada ise gelmis gecmis kendini dine adamis azizlerin cesitli gravurleri var. Olum konusuna buradan adapte olmaya basliyoruz cunku gravurler yapilirken olum sekilleri de bir sekilde belirtilmis. Kafasi vurulduysa boynu onune dusmus, kilicla oldurulduyse kilicin girdigi yerde koca bir iz var filan. Veee burdan sonra buyuk an geldiiiii bir de catttiiii. Sirada kilisenin temelindeki mezarlar var.

Rehberimizle asagi indigimizde bizi daracik koridorlar ve koridorlarin icinde kutu kutu iskeletler karsiliyor. Butun degiller tabi, restorasyon sirasinda bulunan iskeletler parcalarina gore ayrilmis. Kollar suraya, bacaklar buraya, kafalar bir yandaki kutuya gibi. Kutularin her biri bir mezar kadar. Yanyana onlarca mezar var ve hepsinin ici agzina kadar kemik dolu. Birkactane de cukur birakmislar ki iskeletlerin nasil bulundugunu gorebilelim. Cukurlar kocaman ve icinde bircok iskelet var. Butun bu cukurlar sebebiyle kilisenin temeli zayiflemis, bu yuzden kazmayi artik birakmislar. Yani daha kazsalar, fazlasini bulacaklar.

İnsan mezarlikta dolassa korkar ama bu izbe daracik tuneller ve kemikler bizi hic o kadar etkilemiyor dogrusu. Yepyeni yerler gormenin heyecaniyla cikiyoruz mezarliktan.

Buradan Arkeoloji muzesine gitmek icin yola ciktik. Muzenin bulundugu adres biyle kiyida kosede bir yerde. Araba tamircilerinin arasindan gecerek adrese variyoruz ama orada muze namina bir yer yok. Bir iki kisiye soruyoruz, koseyi donunce cikacak karsiniza diyorlar. Koseyi donduk ve karsimiza kiliseye benzeyen tarihi bir bina cikti. Arkeoloji muzesi umidiyle hemen daldik karsimiza resmen anitkabir cikti. Ozgurluk savasinda olen komutanlari da buranin temeline gommusler.(her bina temelinde bir mezarlik bulmak mumkun Lima'da) Binanin ortasinda kocaman bir kubbe var. Gokyuzu gibi mavi olan bu kubbenin altindan asagi inilip mezarlara ulasiliyor.

Burayi da gezdikten sonra kapidaki gorevliye Arkeoloji muzesini soruyoruz hemen yan binayi gosteriyor. Yan binaya girdik ki orasi da universite. Hatta bugun ozel birgun mudur nedir, iceriden sik giyimli insanlar cikiyor. Muzeyi bulma umidiyle bir avludan digerine geciyoruz ve en sonunda buluyoruz Arkeoloji muzesini ama sadece yazi olarak. Bir salonun kapisinda Arkeoloji muzesi yaziyor ama salon kapali. Bir gorevliye soruyoruz ama haberi bile yok. Elimizden geleni yaptik valla bulmak icin. Daha da fazla ugrasicak halimiz kalmadi.

Nerdeyse aksam olmak uzere. Saat 5'ten once gormemiz gereken iki muze daha var. Biri tarihi Lima muzesi, digeri ise Metropolitan muzesi. İkisi de birbirinden ayri yerlerde. Tarihi merkezin iki ucunda. Buraya yakin olan tarihi muzeye gitmeye karar veriyoruz. Giderken de tarihi Lima meydanlarindan geciyoruz. Bir meydanda butun binalarin rengi sariyken, diger meydanda hepsinin rengi pembe. Baska bir meydanda da hepsi mavi. Etrafta pek turist kalmadi dogrusu. Foto cekerken bir parca tedirgin olsak da bu meydanlar cekmeden de olmazdi.

Tarih muzesinde gezmemiz 5 dakika suruyor. İcinde genel olarak Peru yerlilerinden baslayarak, İnkalar ve İspanyollarin kiyafetleri ve kullandiklari esyalar ve geleneksel kutlamalarini anlatan maketler var.

Bu muze bizi kesmedigi icin Metropolitan'a da gitmeye karar veriyoruz ve basliyoruz yurumeye. Artik tarihi bolgeden ciktik. E5'e benzer bir yol kenarindan bir yerlere kosturan Perulularla birlikte biz de muze kapanmadan orda olmak icin kosturuyoruz.

Muzeye vardigimizda saat 6'e 10 var oldugundan umitlerimiz biraz tukenmis durumda ama yine de sansimizi bir denedik. Megerse muze ozel turla geziliyormus ve son tur 6:20'deymis. Dolayisiyla biletimizi aliyoruz ve turun baslamasi icin bekliyoruz. Alt kattaki 1980lerde Peru'daki muzik akimlarinin oldugu muzeyi gezdikten sonra info'dan muzeyle ilgili bilgi istemeye gidiyoruz ve info'daki kizlarla sohbet etmeye basliyoruz. Biz onlara biraz Turkiye'den bahsediyoruz, ki birinin kocasi is icin gelmis Turkiyeye ve cok begenmis, onlar da bize Peru'yu anlatiyorlar. Ceviche yemek icin bizim onunden gecerken gordugumuz Miraflores'teki bir restorani oneriyorlar. Perunun hatta dunyanin en iyi ceviche'si ordaymis. Hava karardikca nasil metrobuse gidicez diye tedirgin oluyoruz. Onlar da niye metrobuse gidiyorsunuz muzenin onunden Miraflores'e collectivo (bizdeki minibus) kalkiyor diyorlar. (Cok da mantikli geliyor)

Veee iste tur basladi. Turun bir kotu yani var tur gorevlisi cocuk sadece ispanyolca konusuyor. Tane tane konustugu icin birazini anliyoruz ama herseyi anlayamiyoruz tabi. Fakat binanin icine girdigimizde bu problem olmaktan cikiyor. Turumuzun ilk basinda tavana dogru bakiyoruz ve tavandan bir adam bize Lima'nin tarihini anlatmaya basliyor. Yerde de bir ayna var, Lima'nin ilk caglarini burada gormek mumkun. Ayrica bir makette de Lima'daki binalarin degisimi hareketli olarak anlatilmis.

Buradan cikiyoruz ve bir baska salona giriyoruz. Burada ilk Lima'lilar animasyonlarlar anlatiliyor, sonraki salonda İnka'larin gelisi, sonra savaslar ve İspanyollarin sehri ele gecirisi animasyonlarla, kisa filmlerle ve maketlerle anlatilmis. İspanyolca anlamasak bile hic sikilmiyoruz. Sonra baska bir salona giriyoruz. Burada Lima'nin gece hayati ve meshur sarkicilari var bizim icin soyluyorlar.

Salon bir balo salonu gibi dekore edilmis, yukarida avizeler, kenarda perdeler. Sonra filmi seyretmeye basliyoruz ve filmle ayni anda biz de sallaniyoruz. Lima'da deprem oluyor. Perdeler alev aliyor, avizeler sallaniyor. Boylece Limadaki depremi biz de yasamis oluyoruz.

Sonraki salonlarda depremden sonraki durum, sehrin tekrar yapilanisi ve İspanyollara karsi isyan anlatiliyor. Hepsinde de mutlaka bir kisa film, canlandirma veya maketler var. Hatta isyan gunlerinde ayni evde ispanyollara karsi planlar yapan 3 kisi var. Bunlar masanin etrafinda oturrmus 3 insan maketi, seslendirmeyle birlikte agizlari oynuyor. O sirada camda ispanyol askerleri beliriyor. İspanyol askerleri de film.

Boylece 2 saat boyunca bir salondan digerine geziyoruz ve Lima tarihini cok az ispanyolca ile hic sikilmadan ogreniyoruz. En sonda da televizyonun yayginlasmasi ile insanlarin Lima'ya goc etmesi ve bugun ki durum var. Dogrusu muzeden cok etkileniyoruz. Peru hukumeti buraya cok ciddi bir yatirim yapmis. 15 kadar salon gezdik ve hepsinde ayri bir teknoloji kullanilmisti.

Ciktiktan sonra info'daki kizlarin bize anlattigi uzere minibusumuzu bulup biniyoruz. Ustelik metrobusun yari fiyati ve oturuyoruz. Minibuslerde soforle birlikte bir yardimci da var. Bu genelde kadin oluyor. Hem cigirtkanlik yapip musteri topluyor, hem de minibusun icinde paralari aliyor. (Bizim eski halleri animsatiyor)

Boylece minibusle rahat rahat Miraflore'e de gidiyoruz. Yine kizlarin soyledigi Alfresco onunde iniyoruz. Aslinda cok sik bir restorant ve biz de birazcik dokuluyoruz (e butun gun gezdik tabi, tam mesai yaptik) ama naapalim Peru'nun en iyi cevichesini. Yapan bu kadar yakindayken gitmemek olmaz.

Alfresco'da 3 tip ozel ceviche'den olusan bir tabak soyluyoruz. Limonda ve buraya ozgu ozel soslarda bekletilmis baliklarin hepsi sahane. Butun gun de birsey yemedigimiz icin tabagi silip supuruyoruz. Ustune bir de siyah makarna ohhh yemede yaninda yat. Yaninda icki olarak Perunun ozel ickisi olan pisco sour iciyoruz. Butun gun o kadar yorulduk ki bu yemek bize ilac gibi geliyor.

Cok ciddi olan garsonumuzdan (adam servis boyunca ciddiyetini korudu) hesabimizi isteyip kalkiyoruz. Saat de 10 oldu. Hostelimize gitmeden Once bir ana caddeye inip soyle bir hazim yuruyusu yapalim dedik.

Her yer yine kalabalik. Ortadaki anfi, bu gece icin bir diskoya donusturulmus. Herkes canli dj ile (belediyenin bir hizmeti) cosuyor, cilginca dans ediyor. Etrafta da ortada dans edenleri seyreden bir kalabalik var. Ama herkes kendi halinde cumartesi gecesinin tadini cikariyor. Ayrica parklar da baya kalabalik, bazisi piknik, bazisi yuruyus yapiyor.

Hostelimize vardigimizda ise yandaki gece kulubunden gelen sesler once bizi biraz korkuttu. Yanda millet bas bas paralari Leylaya derken biz uyumaya calisacagiz. Hadi bakalim.Ancak o kadar yorgunuz ki o gurultude uyumamiz 5 dakika suruyor. Macha Pichu'ya bakamiyoruz bile.
Slideshow Report as Spam

Use this image in your site

Copy and paste this html: