Mirafloreste gezinti

Trip Start Aug 09, 2013
1
81
97
Trip End May 09, 2014


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow
Where I stayed
The House Project

Flag of Peru  , Provincia de Lima,
Friday, October 25, 2013

Sabah uyandik ve soyle bir etrafimiza baktik. Bavulumuzu goremeyince anladik ki dun gece yasadiklarimiz gercek. Biz Lima'dayiz ama bavullarimiz hala Ekvatorda bir yerlerde. Dunku kiyafetlerimizi giydikten sonra kahvaltiya gitmek uzere odamizdan ciktik. Kaldigimiz Hostel aslinda orta bahcesi olan kocaman bir ev. Merdivenden indigimizde karsimiza surf tahtalari cikiyor, sola dondugumuzde kapi, saga dondugumuzde ise hamaklar ve yastiklarla dosenmis cok sirin bir orta bahce goruyoruz. Mutfaga gitmek icin orta bahceden gecip yukari cikiyoruz. Meyve suyumuz ve yumurtamiz hazir bizi bekliyor. Acikhavada guzelce kahvaltimizi yaptik. Hava biraz serin ve cisentili ama yine de disarda olmak guzel. En azindan Galapagos'tan sonra hep icerde olmak bizi uzebilirdi.

Kahvaltidan sonra asagi inip bavullarimizin akibetini ogrenmeye karar verdik.
Hostelimizin sahibi de asagidaydi. Bize mutlaka size verdikleri numarayi arayin dedi. Cunku bavullarin gelmemesi sik rastlanilan bir olaymis. Bizim de burda sadece 3 gunumuz oldugu dusunulunce bagajlarin mumkun oldugunca cabuk bize ulasmasi gerekiyor. Bu dusuncelerle LAN'in bize verdigi numarayi aradik ve derdimizi anlattik. Fakaaat ingilizce konustugumuz icin karsimizdaki insan bizi ne kadar anladi ondan bir turlu emin olamadik. Telefonu kapattigimizda hala kafamizda soru isaretleri vardi ama guzel haber bavullari bulmuslar. Bavullar bize nasil ve ne zaman ulasicak iste onu bilemiyoruz.

3 gun sonra Cusco'da olacagimiz icin bugun Cusco otelini de ayarlamamiz gerekti. Aileyle konus filan derken Lima sokaklarina cikmamiz oglen saat 1'i buldu. Kapidan disariya adimimizi attik ve aksam bizi uyutmamak icin elinden geleni yapan gece kluplerinin arasindan ana caddeye ciktik. Parklari ve heykelleri ile modern bir sehir cikti. Ozellikle ana caddenin ortasindaki agacli yol kalbimizi fethetti. Yesil bir tunel olusturmus agaclarin arasindan yuruyerek etraftaki eski ve yeni binalari gorduk. Bazilari yeni, betonarme ve moderndi, bazilari ise 2 katli,eski, tas evlerdi. Ozellikle 2 katli tas olanlar masal evlere benziyordu. Miraflores gercekten cok hosumuza gitti. Zaten ogreniyoruz ki burasi Lima'nin en pahali yerlerinden biriymis. Ana caddede epey yurudukten sonra ara sokaklara daldik ve yine etraftaki evleri incelemekten kendimizi alamadik. Kucuk,sirin, bahceli evler gercekten de pahali olduklari belli ediyorlardi. Bircogunun on cephesine sarmasik dolanmis, bahcesinde rengarenk cicekler, kirma catili, ahsap kapili, altinda garajlari olan bu evler aklimizdaki genel Peru imajindan cok farkli bir resim cizdi bize. Boyle turist turist dolanirken Miraflores'teki tapinaga da gelmis olduk.

Peru, Inka'larin anavatani ama bu tapinak(piramit), Lima'da Inkalara degil daha eski bir medeniyet olan Limalilara aitmis. Huaca Pucllana, Lima yonetiminin oldugu ve rituellerinin yapildigi bir alan. Cok buyuk bir tapinak olmasinin yanisira yapim sekli ile de cok ilginc. Tuglalari dizerken bizim yaptigimiz gibi yatay degil dik yerlestirip ve aralarina da deniz kumu ile yaptiklari bir harc koyuyorlar. Bu sekilde en alt katlarda kalin ordukleri duvarlari ust katlarda incelterek piramidi cikiyorlar. Bu kucuk kucuk tuglalari koyup bu kocaman tapinagi yapmak yillar aldigi icin her 10 yilda bir temel atma toreni gibi bir torenle yeni bir kati cikmaya basliyorlar (evet biraz deli isi gercekten). Bu arada burada yasan insanlar Inkalar gibi gunese tapmiyorlar. Cunku Lima hep bulutlu ve hic gunes cikmiyor. (Biz de yasadikca goruyoruz ki gunes hep bir bulut kumesinin arkasindan sehri aydinlatiyor). Ayrica burada yagmur da yokmus, hep bir cisenti var. (Sanki biri spreyle insanin suratina su puskurtuyormus gibi) Dolayisiyla Limalilar her gece rahatca gorebildikleri aya ve yiyeceklerini elde ettikleri okyanusa tapiyorlarmis. (cok mantikli bi millet)

Bu topluluklarin dini rituelleri ise seramik kaplari kirmak ve insan kurban etmek uzerine. (alakasiz gibi gozukuyor ama :)) Ozellikle de genc kizlari kurban ediyorlarmis. Rehberimizin anlattigina gore onceden kurbanlarina kaktus suyu icirip halusinasyon gormelerini sagliyorlarmis. Kurban halusinasyon gorup, kendi alemine dalinca onu usulca bir cukura birakip ustunu toprakla ortuveriyorlarmis (Hic vahsice diil yani). Bu alanda da bircok mezar bulmuslar. Hem Lima medeniyetine ait hem de Limalilardan sonra gelen Wari medeniyetine ait mezarlarin cukurlari hala bulunduklari yerde duruyor. Sonrasinda ise buralar da diger yerler gibi hep Inka olmus.

Sicak havada tapinak tepelerine tirmandiktan sonra tekrar yola dusuyoruz. Hava tam bahar havasi, insanlar yemeklerini almislar parklarda sohbet, muhabbet ediyorlar. Biz de bu guzel havada gezeleye gezeleye baska bir caddede yurumeye devam ediyoruz. Bu arada da bir yandan yarinin planini yapiyoruz. Limalilarin antik sehrinin hemen karsisindaki turist infoya yarin tarihi sehir merkezine nasil gideriz diye sorduk. Onlar da bize mutlaka metrobus kullanin (evet burda da var) sizin icin daha guvenli diyorlar. Allah Allah. Yolda da minibusler girla gidiyor. Her kose basinda bekliyorlar (Ayni Istanbul) ama tabi onlar en iyisini bilirler diyerekten planimizi metrobuse gore yapiyoruz.

Yine etrafimiza baka baka yururken karsimiza bir de ne ciksin, LAN Merkez binasi. Allah iyiligini versin LAN, nerde bizim bavullar demek icin hemen iceri daldik. Once bizim de yapabilecegimiz bisi yok filan dediler amaaa pes etmedik ve en azindan siz arayin sorun dedik. Neyse bizimle ilgilenen kadin arayip sordu da ogrendik ki bavullarimiz yolda hostelimize geliyormus. Yippiiiiiii!!! Ama biz otelde degiliz (ufak bir sorun).

Kostura kostura hostelimize gidiyoruz. Neyseki yakin bir yerdeyiz. Hemen bize dun gece verdikleri formu resepsiyondaki cocuga veriyoruz ki bavullarimizi bizim yerimize alabilsin. Artik gonul rahatligiyla okyanus kenarina gidebiliriz.

Bu sefer sabah dondugumuz tarafin tersine giderek okyanusa dogru yuruyoruz. Hava her zamanki gibi biraz bulanik, gunes de olmadigi icin oglenden biraz daha serin. Yuruyus yolumuz yine agacli ve muhtesem okyanus manzarasi olan modern apartmanlardan olusuyor. Miraflores yamacin ustu oldugu icin okyanus kenarindaki yolu yukariya baglayan bir tunel yapilmis. Taa uzaktan ucsuz bucaksiz okyanusu gormek mumkun. Yamacin kenarinda heykellerin, deniz fenerinin oldugu parklar var. Asagida ise biraz korkutucu okyanus dalgalari ve dalgalarda cocuklar gibi sen surfculer var. (Onlari gorunce ders alsak mi diyoruz ama hevesimiz hemen geciyor, sadece bakmakla yetiniyoruz.)

Yamacin kenarindaki park yemyesil, cok keyifli. Burasi Lima'nin en zengin bolgelerinden biri oldugu icin bu saatte gelenler cocuklari ve kopekleri gezdiren bakicilar ve okuldan cikip kaykay yapan gencler. Parkin ortasinda opusen bir cifti betimleyen kocaman da bir heykel var. Heykelin cevresinde opusen ciftleri de gormek mumkun. Kah oturup manzara seyrederek, kah yuruyerek deniz fenerinin oradan caddeye donuyoruz.

Bu kadar gezdik karnimiz acikmadi mi?Acikti tabi. Simdiki hedefimiz dun taksiyle gelirken Edu'nun bize gosterdigi sandivicci, La Lucha. La Lucha'nin onune gittigimizde kasa sirasindan anliyoruz ne kadar populer bir yer oldugunu. Ustelik gelenlerin hepsi yerli. Odun atesinde pisirilmis tavuk ve isli hindi sandviclerimizi ve baharatli patates kizartmasini alip oturduk ve sandvicin tadina vardik. Odun atesi tavuklara ayri bir lezzet katmis, isli hindi ise muhtesem. Ev yapimi ekmeklerle yapilan sandviclerin icindeki soslar ise ayri guzel, eriyiveriyor agzimizda.

Sandviclerden sonra yuruyerek hostelimize donuyoruz. Kapiyi bir aciyoruz ki bavullarimiz orda kuzu gibi bizi bekliyor. Karnimiz da tok, keyfimiz yerinde. Orta bahcedeki hamaklara yayiliyoruz. Cusco planlari yapiyoruz. 2 gun sonra Cusco'dayiz, Machu Picchu'ya nasil gidecegiz simdiden planlamamiz lazim, trenle mi, otobusle mi, arabayla mi? iki tane tren firmasi oldugundan biletler bitmeden almaliyiz. Bir de Machu Picchu'ya giris biletleri var. Daha cok arastirmamiz lazim ama bir sure sonra uykumuz geliyor, odamiza cekiliyoruz.

Gece ikimiz de birden uyandik. Odamizin icinde cistak cistak disko havasi. Tekrar uyumak cok zor. Bir de susamisiz, Tugba mutfaktan su almaya gitti, giderken de orta avludan gecti. Hava cok durgun, ortada kimseler yok. Emre'nin de gormesini istedi, tekrar uyumaya calisan Emreyi yataktan kaldiriverdi.

Beraber asagiya indik, hava super. Biraz orta avluda oturduktan sonra resepsiyonun oradaki bilgisayardan biraz daha arastirma yaptik. Muzikle uyuyabilecek kadar uykumuz geldikten sonra geri yatagimiza yattik, sabaha kadar misil misil uyuduk...
Slideshow Report as Spam

Comments

Burcu on

Merhaba,

Biraz once bir arkadasim sayesinde haberim oldu blogunuzdan ve gezinizden. Santiago, Sili de yasiyorum ben, en son yaziniz ekim ayindan, buralara gelip gittiniz demek ki :( Bir daha yolunuz duserse beklerim.

tugbaemregezide
tugbaemregezide on

Merhaba
Kusura bakmayin blogu biraz aksattik. Evet Sili'ye geldik biz ve en begendigimiz ulke oldu. Guney Amerika'da tekrar gelmek isteyecegimiz yerlerin basinda Sili var. San Pedro de Atacama'dan, Santiago'ya, Puerto Varas'tan, Patagonyaya kadar her bolgesi birbirinden guzel. Yani her an geri donup, size de ziyarete gelebiliriz. ;)) istanbul'a geldiginizde de haberleselim, Sili'de yasamanin nasil birsey oldugunu dinlemeyi cok isteriz. Gorusmek uzereee ;)

Add Comment

Use this image in your site

Copy and paste this html: