Abrir meeee

Trip Start Aug 09, 2013
1
90
95
Trip End May 09, 2014


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow

Flag of Peru  , Kampot,
Monday, November 4, 2013

Gece bebekler gibi misil uyuduktan sonra sabah dipdiri bir bicimde yatagimizin ortasinda uyandik. (Bu yatagi ozlucez gercekten) Bavullarimiz zaten hazir oldugundan, son kontrolleri yapip odamizla vedalastik. Kahvaltiya asagiya indik.

Bugun her zamanki ekmek, yag,recel ve kahve icin hazirlarken kendimizi, mutfaktan pancakeler geliyor. Giderayak ne hos bir surpriz. Bu sefer pancakelere suruyoruz yagimizi recelimizi. Resepsiyonda aksamlari sevimli, guler yuzlu bir cocuk duruyor. Bize Ollantaytambo dolmusunun yerini de o soylemisti zaten. Simdi bu cocuk yerine, mesafeli ve asik suratli bir kiz var. Aslinda bir aile burayi isletiyor galiba. 2 tane cok sirin cocugu olan bir de kadin var, o da bazen resepsiyonda duruyor. Bizim asik suratli kiza soyluyoruz otobusumuzun saatini ve taksi cagirmasini rica ediyoruz. Hemen ariyor ve gelecegini soyluyor.

Kahvaltimizi bitiriyoruz, kahveyi de bitiriyoruz, taksi ortada yok. Bekliyoruz bekliyoruz gelmiyor. Mesafeli kiz da tekrar ariyor, yoldaymis gelecegini soylediler diyor. Biraz daha bekledikten sonra bari biz yoldan taksi cevirelim diye ayaklandigimizda kapidan iceri hizla bir adam giriyor. Bizim taksiciymis. Arabayi koyacak yer bulamamis. (Bizim hostelin oraya arac girmiyor) Bavulu kaptigi gibi taksiye dogru yurumeye basladik. Bizim kiz da geliyor pesimizden. Neredeyse otobus garina kadar yurudukten sonra taksiye ulasip bavullari bagaja yerlestiriyoruz. Bizim asik suratli diye mesafeli durdugunu dusundugumuz resepsiyondaki kiz da bizi yolcu etmeye gelmis megerse. Arkamizdan bir sure el salladi, bir su dokmedigi kaldi. Ne tatliymis, giderken anladik.

Otobus garina vardigimizda, bizim otobusun orada bekledigini gorduk. Hemen bileti gosterip otobuse kurulduk. Aslinda bileti aldigimiz firma bu degildi. Daha pahali bir firmadan standart koltuk almistik. Simdi daha ucuz bir firmanin VIP koltugunda oturuyoruz. VIP koltuk digerlerine gore daha genis ve rahat. Ayni zamanda 160 derece yatak da olabiliyor ve de 2 katli otobusun alt katinda. Fakat iki firma arasinda bir fark daha varmis, onu da yola cikinca anlayacagiz.

Iyice kuruluyoruz koltuklara. Alt katta bizden baska kimse de yok. Ohhh keyfince gidiyoruz Punoya. Bir asamadan sonra uyuklamaya bile basladik ki otobus durdu. Yoldan yolcu topluyormus bizim otobus. Once ust kata bir suru insan bindi. Ust kat dolunca alt kata almaya basladi. Yerel kiyafetli teyzeler ve amcalar bize bir selam caktiktan sonra alt kattaki VIP koltuklara kuruluveriyorlar. 15-20 dakika sonra da iniyorlar, yerlerine baskalari biniyor. Bir nevi dolmus yani.

Boyle olunca uyku bize haram oldu. Esyalarimiz yanimizda, otobuse bir cok degisik insan biniyor. Hele bir ara yerel kiyafetli teyzeler bindiler, ellerinde cikinlari. Oturur oturmaz actilar cikinlari, etrafa keskin bir sarimsak kokusu yayildi. Borege benzer birseyleri cikartip kemirmeye basladilar. Borekler bitince uyku zamani geldi. Hele iclerinde bembeyaz sacli bir tanesi vardi. Tertemiz yerel etegini giymis, uzerine de hirkasini gecirmis, basladi arada horlayarak uyumaya. Otobus bir ara bir kente geldi, beyaz sacli teyzenin beraber bindigi herkes orada indi. Ama kimse ona birsey soylemedi. Biz onun inmedigini farkettik ama digerleri birsey soylemeyince biz de uyandirmayalim dedik. Hata etmisiz...

20-25 dakika sonra teyze uyandi, soyle bir etrafina bakindi ki kimse kalmamis. Bir anda panik oldu. Bize birseyler demeye calisiyor biz anlamiyoruz. Otobus gidiyor. Bir de sofor kismiyla yolcular arasinda hic baglanti yok. 'Abrir meee, abrir meeee' diye bagiriyor (Tahmini anlami 'indir beniiii, indir beniiiii'), otobusun kapisina vuruyor kimse duymuyor. Ust kata cikti, ispanyolca bilen bir kadinla geldi asagiya ama kadinin da yapacagi birsey yok cunku sofore ulasilmiyor. Bir yandan o bagirirken biz de ustumuzdeki yardim cagirma dugmelerine basmaya basladik. Herhalde ise yaramis olacak ki otobus birden hiz kesti, yavasladi ve durdu. Teyze bagirip kapiya vurmaktan bitap bir sekilde ne olduguna bakmaya gelen sofore soylendi ve indi asagi. Otobus hareket ettiginde teyze asagida kara kara naapicagini dusunuyordu. (Aklimiz teyzede kaldi)

Teyzeyi de indirince asagida baska kimse kalmadi, biz de biraz daha gevsedik. Gozlerimiz hafif kapanmaya basladi, derken bir kasabaya geldik. Kasabada teknik anlamda asfalt bir yol yok. Ortada bir bulvar, bulvarin 2 yaninda da toprak var. Heralde orasi yol olucakti ama butce yetmedi. Butun arabalar, kamyonlar, otobusler bu toprak yoldan gecmeye calisiyor, her taraf toz duman. Ustelik gelis gidis seriti diye birsey yok, arabalarin yarisi ordan, yarisi burdan geliyor, trafik felc. Biz de girdik mi bu kordugumun icine. Herkes bekliyor ama trafik tabii ki acilmiyor. Zavalli insanciklar bu toz dumanin icinde bir yerden bir yere yuruyerek veya bisikletle gitmeye calisiyorlar. Yasanilir yer degil ama mecburen burada yasiyorlar.

Yaklasik 2 saatimizi o kasabada sacmasapan bir trafigin icinde adim adim ilerleyerek gecirdik. Puno'daki otelden bizi karsilamaya geleceklerdi, acaba hala ordamidirlar diye dusunmeden edemiyoruz. 4 saat surecek yol, 6-7 saat surmus olacak. Bu kasabayi da atlattip yeni yolcularla birlikte yolumuza devam ettik ve 2 saat gecikmeyle Puno'ya vardik.

Indikten sonra artik biz bir yolunu bulup otele gideriz diye dusunurken bizi karsilamaya gelen gorevliyi gordugumuzde cok sevindik. Ustelik bizi taksiyle goturuyor otele, burayi hemen sevdik.
Gidergitmez odamiza yerlesiyoruz. Manzarasi pek olmasa da oda cok ferah ve konforlu. E o da bize yeter dogrusu.

Daha onceden yarin ki Titicaca golu turumuzu ayarlamistik zaten. Asagiya inip teyit ediyoruz, detaylari ogrenip yemek yemek icin Puno'nun ana caddesine gittik. Tam festival zamani varmisiz Punoya, sokaklar yerel danscilarla dolu. Hepsi folklorik bir dans yaparak onumuzden geciyorlar. Cok keyifli, nerdeyse biz de onlarin arasina dalip dans edecegiz. Puno'nun Peru'nun kultur baskenti oldugunu bizzat gorerek ogreniyoruz.

Biraz dolasip tabldot menu cikartan bir lokanta bulduk. Yemek hem guzel ve ucuz, hem de salatasi eti, tatlisi ve yemek ustune kahvesi,hersey dahil. Insan daha ne ister. Yemekten sonra meydana gittik. Katedralin oldugu meydan rengarenk isiklarla donatilmis, herkes meydanda dans eden ciftleri seyrediyor. Danslardan sonra dans eden yasli ciftlerden birinin erkegi mikrofonun arkasina gecti ve konusmaya basladi. Galiba o guzel sanatlarin dekaniymis (anladigimiz kadariyla). Uzun mu uzun bir konusma yaptigindan konusmanin sonuna kalamadik.

Odaya dondugumuzde dus alip, TV'yi aciyoruz. Puno hem guzel hem de ucuz, burada bir gun ekstradan kalip biraz dinlenebiliriz...
Slideshow Report as Spam

Use this image in your site

Copy and paste this html: