Bugun Santa Cruzda gezme gunu

Trip Start Aug 09, 2013
1
77
95
Trip End May 09, 2014


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow

Flag of Ecuador  , La Paz Department,
Monday, October 21, 2013

Sabah 9'da turumuz var. Bugun kaldigimiz Santa Cruz adasinin volkanik kisimlarini gezip buyuk kaplumbagalari gorecegiz. Kahvaltimizi ettik, bizimkilerle konustuk ve iste haziriz. Rehberimiz geliyor, kendisi ayni zamanda da ayakkabilarinin arkasina basan bir taksici(bizdeki munubuscu benzeri). Ama buradaki bircok taksici gibi arkasi kasali bir 4x4'u var ve bizi o gezdirecek. Herseysi var ama ingilizcesi az biraz. Demek ki biz ispanyolcamizi gelistiricez.

İlk duragimiz otobusle gelirgen gordugumuz cukurlara gitmek. Devasa cukurlar (Los Gemelos) volkandan cikan lavin olusturdugu lav tunel ve odaciklarinin cokmesiyle olusmus. Boylece bu bosluklar yeryuzunde aciga cikmis.

Cukurlarin yanindaki agaclarda da yosunlar gorduk. Bu agaclar buradaki eko sistemin en onemli parcalarindan biriymis.Yagmur suyu topladiklari icin bircok bitkiye de ev sahipligi yapiyorlarmis. Uzerlerinde orkideler, yosunlar vs. yasadigi gibi Darwin kuslarinin 8 turu ve baska bircok kus da yuvasini bu agaclarin uzerinde yapiyormus.

Tabi bu bilgilerin bir kismini soforumuzun cesitli ispanyolca anlatim ve el kol hareketlerinden anladik. Buyuk bir kismi da oradaki tabelalarda ingilizce olarak yaziyordu. Cukurlari gordukten sonra sirada gercek bir lav tunelinin icine girmek var. Soforumuz bizimle gelmeyecek. O bizi tunelin basinda birakip sonunda arabayla alicak.

Tunelin icine yavas yavas giriyoruz. İceride isik var ama yine de gozlerimizin alismasi biraz zaman aliyor. Lavlarin gectigi bazi yerler cok parlakken bazi yerler puturcuklu. İcerisi biraz urkutucu dogrusu. İlk once sadece ikimiz tunelin ucundaki isiga dogru yolumuzu bulmaya calisirken, sonra karsidan gelen insanlarla olay daha eglenceli hale geliyor. Herkes birbirine tunelin sonuna daha ne kadar oldugunu soruyor.

Biraz daha engelleri asarak ilerledikten sonra dar bir bogaza geliyoruz. İlk once diger taraftaki insanlarin gecmesini bekliyoruz. Sonra biz de biraz surunerek, biraz dizlerimizin uzerinde diger tarafa geciyoruz. (Soforumuzun de niye gelmedigini anlamis olduk, o gobekle burdan hayatta gecemezdi ;))

Obur tarafa gectikten sonra karsilastigimiz insanlarin sorulari degisti. Artik sonunu degil aradaki gecitin boyutlarini sormaya basladilar. (Ozellikle biraz iri turistler gecitten tedirgin olmuslar, aman iyiki de ufak tefegiz diye sevindik ;))

Magarada ilerledikce yukseklik artti. Daha da etkileyici hale geldi. Yerin altinda 7-8 metre yukseklikte bir magara olmasi, bunun gibi bircok magara varmis, inanilmaz. Bazi yerlerde catlaklar gorup hikayeler uydurmaya basliyoruz. Burdayken tavan cokse, kurtulmaya calissak, yanardag harekete gecse filan gibi Amerikan filmleri senaryolari icerideki atmosferi bizim icin daha da heyecanli hale getiriyor. (Ne de olsa Amerikan filmleriyle buyuduk)

Magaranin sonundaki isigi goruyoruz. Heyecan sona bittiiiii. Soforumuz arabasiyla bizi bekliyor tunelin sonunda. Sirada dev kaplumbagalar var. Aslinda kaplumbagalarin oldugu araziye giderken yolda da goruyoruz bircok kaplumbaga. Genel olarak burasi onlarin yasam alanlariymis. Serbestce de yasiyorlar hakikaten.

Kaplumbagalarin oldugu araziye girdigimizde heryerde onlardan var ve bunlar gercekten buyukler. (Ole bole diil) İceri giren herkes foto cekiyor, biz de istiyoruz soforumuzden bir foto cekmesini. Fakat kaplumbagalara 1.5 m den fazla yaklasmak yasak. O da fotoyu cektikten sonra gelin diyor, bizi daha icerilere goturuyor. Burada da bircok kaplumbaga var. Orada yaklasinca kiziyorlarmis. Burda kabuguna dokunacak kadar yaklasip, cok rahatsiz etmeden cesit cesit poz veriyoruz. Rehberimiz de foto cekmeyi seviyor dogrusu ;)

Kapiya dogru giderken arazide bulunan dev kabuklarin oldugu yere girdik. Biz sole uzaktan bir bakalim derken, soforumuz bizi kabuklarin icine girmemiz konusunda bizi cesaretlendiriyor. Boylece evini sirtinda tasiyan iki kaplumbaga olup cikiyoruz ;)) Kabuklar o kadar agir ki niye o kadar yavas hareket ettiklerini daha iyi anliyoruz. Emre kabugu biraz hareket ettirebilse de Tugba oldugu yerde sayiyor. Zormus evini ustunde tasimak ;))

Turumuz burada sona erdi. Todo bien, yani hersey guzel oldu ;)) Soforumuz bizi geri aldigi yere yani otelimize birakiyor. Gunumuzun geri kalaninda turumuzu kendimiz planlayacagiz. Yarinki İsabela adasina olan turumuzu planladiktan sonra adamizdaki meshur bir koya dogru yola cikiyoruz, Tortuga Bay.

Once ufak bir yemek molasi vermek sart. Yine geleneksel bir corba yiyoruz, yiyoruz cunku corba degil bir yemek sanki. İcinde, misir, bulgur ya da nohuttan yapilmis icli koftenin icinde et parcalari, bir butun yumurta, bezelye, havuc, patates, maydanoz benzeri bir yesillik olan silantro var. Yani etli bir sebze bombasi diyebiliriz.

Bu doyurucu yemekten sonra Tortuga bay'e dogru yuruyusumuze devam ediyoruz. Yol uzerinde kimsenin girmedigi bir park gorup maceraci ruhumuzla bu parki da atlamiyoruz. Park cok guzel bir gol etrafinda mangroove agaclarindan olusuyor.

İki cins olan mangroove agaclarinin adanin dogal yapisi uzerindeki etkisi cok buyuk. Cunku agacin tohumlari okyanusta ruzgarla birlikte kendine uygun bir ortam bulana kadar geziyor. Suyun kenarinda buyuyor ve kokleriyle volkanik kayalari kirarak toprak olusmasini sagliyor. Ustelik koklerinde baliklar, dallarinda da kuslar yasiyor. Agaclarin yapisi da cok degisik. Dallari topraga dogru buyuyor. Yere degdigi yerde dal yeni bir kok olup topraga tutunuyor. Goruntusu de cok guzel.

Bu parki da dolastiktan sonra Tortuga bay'e dogru yolumuza devam ediyoruz. Bir yokus ciktiktan sonra koya ulasacagimiz dogal parkin kapisindayiz. İsimlerimizi ve giris saatimizi kapidaki deftere yazdiktan sonra 1.5 saatlik yuruyusumuze basliyoruz.

Yuruyus yolumuz genel olarak kocaman kaktuslerden olusuyor. Arada sirada golge yapan agaclar olsada en buyuk yardimcimiz gunesi golgeleyen bulutlar. Sicakta bu yolu yurumek cok zor. Kaktuslerde yasayan ve sakiyan kucuk renkli kuslar ise yolumuzun eglencelikleri.

Biz konusa konusa yururken yanimizdan spor yapan insanlar kosarak geciyorlar. Yol inisli cikisli oldugundan aslinda iyi bir kosu parkuru. Demek ki yerel insanlar da bu parki boyle kullaniyorlar. İnsan hergun burada kossa baya kondisyon yapar yani.

Vee yolun sonunda karsimiza upuzun bir kumsal ve sakinleri cikiyor. Buraya ozgu su iguanalari heryerdeler. Bazilari gunesleniyor, bazilari denize giriyor, bazilari denizden cikiyor. Derilerindeki kirmizi, turuncu renkler ise tam bir sanat saheseri. Ustelik insanlardan hic korkmuyorlar. Diger sakinler ise mavi agizli kirmizi yengecler. Bazi kayalarin uzerinde iguanalarla birlikte onlar da gunesleniyorlar.

Dalgalar cok yuksek oldugundan burada kimse denize girmiyor, sadece dalganin uzerinde durmaya calisan bir iki tane sorfcu var. Esas denize girilen koy buranin arkasinda.

Bu uzun kumsali biydan boya yurudukten sonra arkadaki kucuk koya ulasiyoruz. Digerinin aksine burasi sakin mi sakin. Zaten havanin guzelligini firsat bilen butun turistler de buraya gelmisler. Baya kalabalik. Bu koy cok sakin olmasina ragmen arkadaki diger koyun dalga sesleri buraya kadar geliyor. Sanki her an dalgalar buraya ulasacakmis gibi.

Biz de kendimize bir yer bulup oturuyoruz. İsini bilen deniz aslanlari da buraya gelmis gunesleniyorlar. Zaten onlar hep gunesleniyorlar ;)) Onlari ole sereserpe yatmis gorunce biz de ozenip yatiyoruz gunesin altina. Saat 4'u gectiginden yakmiyor da, ilik ilik insanin icini isitiyor.

Gozlerimiz kapandi kapanicak fakat cok da rahatlamak yok. Cunku park 6'da kapaniyor ve donuste de 1.5 saatlik bir yolumuz var. Yarim saatlik bir dinlenmeden sonra tekrar yola dusuyoruz.

Kucuk koydan cikip buyuk kumsala vardigimizda 30 dakikanin bile burada ne kadar onemli oldugunu anliyoruz. Az once kirmizi yengeclerin ve iguanalarin fotolarini cektigimiz kayaliklarin hepsi sularin altinda kalmis. Sadece bizim yuruyebilecegimiz kadar bir alan kuru kalmis. Su ayaklarimiza kadar uzaniyor. Ama manzara muthis. Kendimizi foto cekmekten alamiyoruz.

Kumsalin cikisinda 2 firca dikkatimizi cekiyor. Biz, "bizim kumlarimizi temizlememiz icin firca koymuslar yaa ne dusunceli insanlar bu ekvatorlular" diye dusunurken esas sebebi fircanin arkasini okuyunca anliyoruz "lutfen kumlari disari tasimayin, ayaklarinizi temizleyin"

İyice temizlenip, kumlari ait olduklara yere biraktiktan sonra donuse geciyoruz. 1.5 saat sonra tekrar kapidayiz, ciktigimiz saati isleyip otelimizin yolunu tutuyoruz. Yol uzerinde bir insaat dikkatimizi cekiyor. Japonlar arastirma enstitusu kuruyorlarmis buraya. Yaninda da Galapagosla ve hayvanlariyla ilgili bilgi veren kucuk bir sergi alani var.

Bu kadar gezmek yeteeer. Artik dinlenme ve yemek yeme zamani. Otelimize gidip, dus alip biraz dinlendikten sonra kendimizi Santa Cruz adasinin tek ana caddesine ativeriyoruz. Bu cadde uzerinde italyan yemeginden, baliga, hamburgere kadar herturlu yemek alternatifi mevcut. Biz de bu aksam İtalyan yemegi seciyoruz.

İtalyan lokantasinda Emre deniz mahsullu risotto Tugba da feslegenli balik yedi. Cesitli soslu ekmekler de muessesenin hediyesi oldu bize. Butun hersey lokantanin kendi bahcesinden geldigi icin cok lezzetliydi.

Yemekten sonra cadde uzerindeki magazalari soyle bir dolastik. Sonra tabi ki direk iskeleye. Bu gece kimler kimler gelmis acaba ;) Bu gece sadece baliklar ve vatozlar var dolasan. Deniz aslanlari uykudalar, kopek baliklariysa baska yerde avlaniyorlar galiba.

Bizim de gozumuzden uyku akiyor. Ustelik yarin ki turumuzun baslama saati 7:00. Hemen uyumamiz lazim. Hemen, heme, hem, he, hhhhh...
Slideshow Report as Spam

Use this image in your site

Copy and paste this html: