ICH BIN BERLINER

Trip Start Jun 29, 2008
1
23
88
Trip End Sep 10, 2008


Loading Map
Map your own trip!
Map Options
Show trip route
Hide lines
shadow
Where I stayed
www.Reisemobilstation.com

Flag of Germany  ,
Tuesday, July 15, 2008

Gün 18 Günlerden Salı 
 
Kennedy, müthiş popülizmi ile, Berlin yerine Hamburg ta konuşsaydı.

 "Ben bir Hamburgerim" diyecek miydi ?
 Hep merak ederim....
Sabah, nispeten daha geç uyandım.

 Kamp, tıklım tıklım dolu ....zaten çok küçük bir kamp burası.
 Ayşe'nin uyanmasını bekledim.
 Bu arada biraz toparlandım.
 Sonra Ayşe uyandı.
 11:30 gibi şehre indik.
 Önce Check Point Charlie'ye gittik.
 Fazla bir numara yok.
 Amerikalılar "buradaydık hala buradayız"ı oynuyorlar.
 Ruslar ,orada sadece konu mankeni olarak bulunuyorlar.
Oradan Dome a gittik 

Büyük ve gösterişli bir meydan...
 Ağaçlar altında gölgelik bir cafe bulduk.
 Anlaşılan ensesi kalın biri geliyor.... biraz sonra meydana binlerce polis arabası motosiklet ve polis doldu.
 "Beni mahçup ettiniz çocuklar" dedim.
 Bön bön yüzüme bakıyorlar. 
 Ayşe'ye dedim  ki "hemen toz olalım, aksi taktirde buradan çıkmak zor olur".
 Oradan, adı küfür gibi gelen,Kürfünderstamdan'a gittik ve alış veriş ortamlarına aktık.
 En önemlisi, bir battaniyeyi ,çok uygun fiyata bulduk ve hemen kaptık.
 Yumuşacık harika bir şey .
 Tabi ,Temmuz ayında, bu denli üşüyeceğimizi, Istanbul 'da kestirmek zor..
 Kampa dönüp eldeki eşyaları bıraktık.
 Tekrar Metro ile Heckister Markt  diye bir yere geldik.
 Burada 1749 tarihli, Avrupanın en eski birahanesini bulduk . Kıyamet kalabalık .
 Fransızlar,devrim mevrim işlerine hazırlanırken,Berlin'li kardeşlerim birahane kuruyormuş anlaşılan.
 Bir baba biralar içtik...anlatılır gibi değil...isli isli ,buğulu olanlardan..içi seçilmeyenlere kadar..
 Harika bir yemek ile süsledik geceyi. 
 Yemekten sonra, trene binip, Alexander Platz ta bir kahve molası verdik.
 Çocuklar çok garip kaykaylar üzerinde, hiç te kolay olmayan numaralar yapıyor.
 Gece yarısına doğru, kampa döndük.
 Yanımızdaki Alman, "Lebenstraum" politikası ile, yaşam alanını genişletmiş ,bizim araziye doğru biraz yayılmıştı.
 Baktım toplanmış.
 Yoksa hiç hoş şeyler düşünmüyordum yani.
 Nereden baksan Almanlar burada ekalliyet yani ...
 Yattık ....yeni battaniye harika... sarılıp hemen uyuduk. 
Biraz Berlin Konuşalım:
Berlin,
Almanya'nın başkenti ve en büyük şehridir. 
Aynı zamanda bir eyalet-kenttir.
II. Dünya Savaşı öncesinde ,4.3 milyon kişinin yaşadığı şehirde, 2008 itibariyla 3.4 milyon kişi yaşamaktadır.
 Biraz kıyım olmuş tabi. 
 Berlin, kuzey Almanya'da, Spree ve Havel nehirlerinin arasındaki kumluk bölgeye kuruludur. 
 1949'dan 1990'a kadar Doğu ve Batı Berlin olarak ikiye ayrılmış olan kenti,ikiye bölen duvara (Berlin Duvarı) sonradan "Utanç duvarı" adı da verilmiştir.
Buradaki incelik şudur: Almanların II Dünya savaşında sabun ettiği 6 milyon insan unutuldu..... geriye sadece utanç duvarı kaldı.
Seviyorum şu tarihi beee... 
Kentin ortasından akan Spree nehrinin, iki kıyısında, Cölln ve Berlin adlı iki balıkçı köyü varmış 

ilk kez 1307 yılında birleşmişler.
 Brandenburg'un (daha sonra ise Prusya'nın) başkentliğini yapan Berlin, 18. yüzyıla kadar önem arz eden bir şehir değildi. 
 Ancak Prusya'nın güçlenmesi sürecinde, öncelikle Kuzey Alman'ın ve sonrasında da Avrupa'nın siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda ,önemli merkezlerinden biri haline geldi. 
 1871 yılında kurulan Alman İmparatorluğu'na da başkentlik yapan Berlin, 1933 yılından itibaren Nazi Almanyası'nın da başkentiydi. 
 II. Dünya Savaşı'nda harabeye döndü, müttefik devletler tarafından işgal edildi.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra, şehir dört sektöre bölündü ve tüm Almanya'da olduğu gibi Berlin'de ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği'nin kontrolüne girdi. 
 Batılı ülkelerle, Sovyetler Birliği arasında hızla gelişen siyasi farklılık, ülkeyi olduğu gibi, kenti de doğu ve batı olmak üzere ikiye böldü. 
 12 Ağustos 1961 yılında, Berlin Duvarı'nın yapımına başlandı ve Berlin'lilerin doğudan batıya geçişi en katı yöntemlerle engellendi. 
 Zamanın imparatorluk merkezi Mitte ile birlikte, Berlin'i inşa eden mimar Karl Friedrich Schinkel'in tasarladığı binalar, büyükelçilikler, saraylar, müzeler tamamen kentin doğu kesiminde kaldı. 
 Türkiye'den kaçak yollarla getirilen, bir başka deyişle araklanan, Bergama Sunağı'nın sergilendiği, dünyanın en önemli müzelerinden biri olan Bergama Müzesi , Cölln ile Berlin'i birleştiren anlaşmanın yapıldığı St. Nicholas Kilisesi de tıpkı diğer önemli yapılar gibi Doğu Berlin'de kaldı.
1989'da duvarın yıkılması ve 3 Ekim 1990'da iki Almanya'nın resmen birleşmesiyle Berlin ,eyalet şehir olarak, eski bütünlüğüne kavuştu ve birleşik Almanya Federal Cumhuriyeti'nin başkenti oldu.
Duvar döneminde, en belalı semt kabul edilen Kreuzberg'e Türkler yerleştirildi.

Burada, insanlıktan uzak koşullarda yaşayan Türk paryalar, zamanla kimsenin oturmak istemediği duvar dibi binalarının sahibi oldu ..
Gel gelelim duvar ortadan kalkınca.... Türkler Berlin'in en löpçük yerlerinin sahibi olmaz mı ? 
Allahın tokadı yok ...işte böyle oluyor...
Newyork'ta da zencilerin tıkıldığı Harlem, aslında NY kodamanlarının arazi geliştirerek kendilerine malikane yapmayı planladıkları bir yerdi.

Büyük buhran, bellerini bükünce, elde kalan binalara zencileri yerleştirmeye razı geliyorlar...
Şimdi de oraları bir türlü temizliyemiyorlar...almıyacaksın mazlumun ahını ....
 
Hergün,günün karelerini toplayarak video haline getirdim ve kolaylık olsun diye You tube'a koydum ...ilgileniyorsanız aşağıdaki linki tıklamanız yeterli:
 http://www.youtube.com/watch?v=GOFhC2kx7Go





 
Slideshow Report as Spam
  • Your comment has been posted. Click here or reload this page to see it below.

  • You must enter a comment
  • You must enter your name
  • You must enter a valid name. < > \ / are not accepted
  • Please enter your email address to receive notification
  • Please enter a valid email address

Use this image in your site

Copy and paste this html: